iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

26 Temmuz 2011 Salı

Terk ettikten sonra geri dönen sevgili

öncelikle; " merhaba, iyi günler, nasılsınız.. bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız! 

terk ettikten sonra geri dönen sevgili efsanesi, hey gidinin ızdırap dolu günleri hey. bunu benim 4 yıllık sevgilim yapmıştı yedi sekiz ay önce; ayrıldıktan bir gün sonra da başka kollara atılan sevgili olarak da kabuk değiştirmiş. pardon ama hakkını yememek lazım, o ayrıldıktan 3 gün sonra yeni sevgili edinmişti; internetten üstelik, şehir dışında görmediği, tanımadığı birisiyle. peki ayrıldıktan hemen sonra mı bu olayı gerçekleştirdi, tabi ki hayır. böyle bir riske giren şahsiyet, mutlaka ayrılık aşamasındayken bir ön hazırlık safhası oluşturmuştur. o da öyle yapmış, ayrılacağımıza yakın hoş bir diyalog oluşturmuş, geçen süreç içerisinde karşı cinsten randıman almış, benimle bağları kopardıktan sonra da olayı resmileştirmiş. böyle yapınca aldatmış, sadakatsizlik etmiş olmuyor, çünkü bu tip insanların kendilerine göre şekillendirdiği bir ahlak anlayışı var.size bir hikaye anlatayim mi, bir varmış hiç yokmuş..


hah siz şimdi kimb ilir ne yaptın da hak ettin, demekki onu çoktan kaybetmişsin ki böyle bir yola başvurmuştur diyeceksiniz, hay ağzınızı öpim. evet, bir sevgiliyi kaybetmenin bütün yollarını aşama aşama gerçekleştirdim. bakın söylüyorum yaptıklarımı, ayağınızı denk alın, benim hatalarımı görüp siz yapmayın diye, " ben söylemiştim demiştim " demek çok acı bir şey biliyor musunuz ?

1- hayatımda ondan daha değerli bir şey olmadığını her fırsatta ona hatırlattım.
2- bırakın aldatmayı, yalan bile söylemekten kaçındım.
3- her fırsatta onun yanındayken ne kadar mutlu olduğumu hatırlattım.
4- sevdiği her şeyi ezbere bidim.
5- tartışmalardan sonra hata onda olsa bile alttan alan hep ben oldum.
6- onun için her şeyimden vazgeçebileğimi ona kanıtladım.
7- onsuz bir hiç olduğumu anlamasını sağladım.
8- sürekli o mutlu olsun diye çabaladım.
9- dünyada herkesten çok onu sevip, koşulsuz bağlandım.
10- aşkın gerçek anlamının o olduğuna inandığıma onun hissetmesini sağladım.

11- hayatımdaki bütün değerli kimselerimden, arkadaşlarımdan, ailemden öte tuttum.

diyor ki freud, ne diyor freud ? " bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz" 

tabi bu evreleri tamamladıktan sonra kendi özgürlüğünü yakalayıp, dilediğince at koşturacağı jenerasyonu bulduğunu sandığı an kıçıma tekmeyi bastı. o darbenin hemen ardından 3 gün sonra yabancı bir yüze tıpkı bana söylediği gibi "meleğim " dediğinden sonra ki hallerimi ne kadar mübalağalasam anlatamam, yaşadıysanız bilirsiniz zaten. işin kötüsü bir de çocuğa bizim şarkımız olan " beni bırakma " parçasını hediye etmiş, bir ömür boyu senin kalman dileğiyle seni çok seviyorum eşşek aşkım diye de eklemiş. ulan hadi bana söylediğin o özel sözleri için acımadan ona söyledin, dünyada başka parça mı yok, bari onu kirletmeseydin.

" bırak gitsin, dönerse senindir diye bir şey yok, 

dönecek ! bir katil mutlaka olay mahalline geri döner " 

derken bir hafta sonra sanal aşkı tekmeyi basmış buna. bir de çocuk ayrılırken " neden bütün değer verdiklerim bana kazık atıyor " diye de müthiş bir ironi yapmış benim ince ruhlu sevgilim, geride bıraktığı enkazı düşünmeden. tabi yuvasız çalıkuşunun ayağı yere bastıktan sonra yaptığı pespayeliği anlayıp vicdanı tavan yapmış ki bana mesaj çekip, " seni hala çok seviyor ve özlüyorum " diye duygularımı havalandırdı.. nasıl olur da bunu yaptın diyemeden, " her şeyi nefret ettirmek için yaptım, tezgahtı" demez mi, yalan söylediğini gün gibi bildiğim halde buna rağmen inandım. galiba o aralar ezel'e kendimi fazla kaptırmışım. aslında insan aptal değildir, aşk onun yaralarını örtsün diye aptallaştırır. ben de öyle yaptım. çünkü o benim bile bile ladesimdi.. damarlarıma zehri yayılmışken, bedenimden atamazdım, bana ölüm olduğunu bilsem de şiringa şiringa damarlarıma enjekte edecektim. sonra ilişkimizin ikinci baharındaydık, ikinci güzüne doğru kaçınılmaz bir şekilde yol alıyorduk. evet evet, ben karektersiz, aciz bir şahsiyetin tekiydim, aşk beni böyle güçsüz kılmıştı ve bu da benim en iyi kılıfımdı. neden sonra barıştıktan tam 8 ay sonra " heyecanım bitti artık " diye tekrar yarı yolda bırakıp, önceki kumpazlarının sinyallerini verdi. işin kötüsü tekrar bağlanıp tekrar güvendiğim anda bunu yapması benim ruhum ve bedenimde kalıcı hasarlara yol açtı. tekrar yiyeceğim tekmenin kokusunu hissetmişken, elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra sıra ayağından geleni yapmak kalmıştı. daha önceki ayrılışımızdaki yalvarmalarım, sendromlarım, girdaplarım bir işe yaramayacaktı, bari güzel bir terk edilişi becerebilseydim. 

son konuşmamızda kararından dönmeyeceğini ve ne dersem diyeyim kaçınılmaz sonu engellemeyeceği bildiğim halde " bir ömür boyu karşılıklı susalım, başka bir şey istemem, yeter ki yanımda ol " dedim, o bile fayda etmemişti. güçlü olmak için gitmeye söz verdiğim konuşmada gardımı düşürmüştüm. sonra aklıma metüst'ün bir vecizesi geldi;

--- spoiler ---

adam sevgilisine camdan dışarısını gösterir ve şöyle der: "bak sana hediye aldım."

kadın "iyi de birşey yok ki orada kuşlar ve ağaçlar var"

adam da "işte hediyem o. özgürlüğü hediye ediyorum sana, ilişkimiz bitti."

--- spoiler ---

ben de aynen öyle yaptım, terk edenin giden değil kalanın olduğunu bilmeme rağmen.. kadın sustu, sarılmadılar, bir kitap düştü yere... kapandı bir pencere... ayrıldılar.. 

geçen istatisliklerime baktım, en çok ilkbaharda terk edilmişim lan. ha bir de araştırmalarımdan sonra bu terk edilişin ardından geriye kalan enkazımın dökümü, acı silsilemin akıbeti şöyleymiş, 

* yavaş yavaş nefes almaya başlama 17 gün

 yemek yemek zorunda olduğunu fark etmen 14 gün
* sadece anıların acıtmaya başlaması 45 gün
* yanağında tebessümün belirdiğini hissetmen 56 gün
* yediğin yemekten tat almaya başlaman 90 gün
* anlık da olsa aklından çıkmaya başlaması 120 gün
* acıların yavaş yavaş yok olması 1 yıldan sonra
* elleri, ellerinin oluşunu duyduktan sonra kabullenme süresi 140 gün
* geçti artık deyip, rahatlama, oh be deme 1.5 yıl
* başka sevgilerde teselli bulduğunu sanıp gitgide eksilmen 1 yıl 7 ay
.* neden sonra bi gün seni tekrar ayağa kaldıracak elin omzuna değmesi, muallak..
* enkaza sebep olan bünyenin acısının seyri; ilk 1 yıl laylaylom'dan sonra sınırsız gün..

* rüyalardan çıkması, çok uzak geceler.

toparliyim;

hülasa, terk ettikten sonra geri dönmek;  hatalarını telafi edip olanları unutturmanın dışında deneyip deneyip yanıldıktan sonra seni koyduğu yerde bularak bir limanmışsın gibi sığınmak psiklojisiyle gerçekleşiyorsa kişiliksizlikten başka bir şey değildir. kötü bir ilişki, mutsuz bir son da olsa, bir ayrılığın en azından bir kaç hafta yası tutulmalı, karşı cinsin akıbetine bakmadan seviyesizliğini böyle gözler önüne sermemelisinizdir. bir de dipsiz kuyudan kurtulmaya çalışan yedek sevgiliye tekrar geri dönüp harap etmek insanın insana yapacağı en büyük kötülüktür. aşkta herkes kendinden sorumludur. önemli olan da o ne yaptı demeden kendi saflını yitirmemektir. sonuç olarak da yeni edindiğiniz sevgili egonozu tatmin etmekten öteye gitmez, o boşluk doldu sanırsınız, halbuki her ten sizin eksilişinizdir. bugün bir başkası için sizi terk eden, yarın bir başkası için terk edilecektir. Birinin ahını alıp, diğeriyle mutlu olamazsın, Allah var!

iş bu satırlarda "efendi bir erkeğin duygusal olarak katledilip piç erkeğe dönüşüm süreci"nin hikayesini dinlediniz. dilediğiniz oldu; selimciğim, artık bunca kirlenmiş kalp arasında temiz kalabilmenin var olduğunu hissettiren satırlar yazmayacak, aranıza hoş geldim, oysa ben çok iyi bir insandım lan, böyle olsun ister miydim ? o çok hisli selimciğim öldü, yaşasın ruhsuz selimciğim

özet geçiyorum: "bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin, 

o kendiliğinden siktir olup gider zaten "

Bir anda hayatınıza girip gelecekten bahsedenlerin, "her zaman yanındayım, sensiz yapamam" diyenlerin yalanını s*kip kaçın, yoksa onlar sizin ilk savunmasız anınızda ölümcül vuruşu indirir.

5 yıl sonra gelen edi+: hikaye, sonun başlangıcı olarak bir yılın ardından yeniden başladı, bu süreç içerisinde sevgiye dair inandığım bütün yargıları unutup, sonsuza dek derin bir hissizlikle tekrar hatırladım. hikayenin devam filmini ve " eski sevgilinin deri dönmesi "ne dair bütün çelişkilerimi o hikayede anlatacağım. ama küçük bir sır vereyim mi ? dönüyor veya dönmüyor; fekat o süreç içerisinde ikinizi de bambaşka yapan zaman, araya giren mevsimler, insanlar..bambaşka bir şekle sokuyor sizi ve sevdiğiniz o slüeti.. içinizden sayıklıyorsunuz ya hani 
" ne var yani adımlarını alsa geri ? " diye.. korkarım benim gibi içinizle yüzleşmeniz gerek; arar bulurdu, gerçekten özleseydi.. sizleri, hikayenin devam filmini bekleyerken, bütün bu çırpınışlarımın, travmalarımdan arta kalan deli sayıklamalarımın ürünü olan bestemle başbaşa bırakıyorum. acılarımı seviyorum, eğer onlar olmasalardı, bazı şiirleri, bazı şarkıları bilmezdim, iki insan sarılınca toprağa yayılan  o kekremsi tadı duyumsayamaz, böyle şizofrenik besteler yapabilen dünya kaçkını Adanalı bir müzisyen olmazdım!





Adana'da geçen diğer hüzünkar ve komik hikayeler için Adanacity mizah sayfasını takip edebilirsiniz;

https://www.facebook.com/Bizadanaliyik/
http://adanacity.net/
https://www.instagram.com/bizadanaliyik/





biraz müzik lütfen