iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

20 Mart 2011 Pazar

aynı yollardan geçiyoruz ayrı zamanlarda

( ..eylül akşamı'na dair sayıklamalar.. )


en olmadık anınızda kulağınızda yankılanırsa eğer, bilin ki bitmişsinizdir. vurucu, insanı hüzünden adama dönüştürebilen bir şarkıdır. sevgili bülent ortaçgil, eylül akşamlarının hüznünü öylesine enjekte etmiştir ki satırlara, her bir melodisi, her bir sözü yüreceğinizi deşeler. tesadüfler oluşturur parçanın mağruk hikayesini;  hoyratca anımsanan, gerçek olması insanı hafif sendeleyen tesadüfler.. 

uzak diye bir yer yoktur, aynı yollardan geçilir ayrı zamanlarda..

"aynı anda aynı sessiz geceye doğru içim sıkılıyor demişizdir. 
aynı sabaha uyanırken kim bilir aynı düşü görmüşüzdür. olamaz mı?"

"belki benim kağıt param, bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir.
belki aynı posta kutusuna değişik zamanlarda da olsa, birkaç mektup atmışızdır."

aman allahım, o nasıl tesadüfi bir sözdür öyle. belki de yeryüzünden düşlenen en güzel, en sıradan, en naif tesadüflerden biridir elbette. belki benim kağıt param, bir şekilde döne dolaşa...senin cebine girmiştir, demek hem yakar, hem de içten içe sevimli bir hüzün içerisine sokar insanı. yaşanmışlıklar hatırlanır, birbirinizden habersiz iki kalbin, farklı zamanlarda, aynı coğrafyalarda, aynı meridyende gerçekleştirmiş olduğu yaşanmışlıklar..

belki..belki o da bu bankta martılara yem atmıştır. daha sonra garip bir telaş içerisinde, çakıl taşı fırlatmıştır denize..güneş ne güzel batıyor yalnızlıklar ülkesinde, kimbilir, belki o da güneşin son elvedasına tanıklık etmiştir bu kıyıda..

aslında sevgili her yerdedir, gözlerimizin daldığı her yerde. sıcaktır duygular, fazla uzaklaşılmaz aşktan, hissedilir. nereye gitsen, neye dokunsan; eşyaların içerisinde gizlenen çağrışımlar yakalanır. acaba o da denir, acaba o da böyle bakmış mıdır pusluca, eylül akşamlarındaki ılık yağmura. sonra yanakları ıslanmış mıdır, dışardaki yağmurun ılıklığında..neden hiç kesişmemiştir yollarımız peki, bu eylül akşamlarından başka ?

dudaklarıma bir söz takılıyor, imgeler dolaşıyor hafızamda.. özdemirciğim asaf diyorum !

"sen bana bakma, ben senin baktığın yönde olurum"

nedensiz gelen tuhaf mutlulukların ardından kalbimizi örseleyen satırlar çıkagelir şarkıda.

"aynı anda başka insanlara, seni seviyorum demişizdir. 
mutlak güven duygusuyla, başımızı başka omuzlara dayamışızdır olamaz mı? olabilir."

güzelliklerin yanında acıtan şeyler de düşünülür. sevgilinin dilinde ıslanan duyulması en güzel sözcük belki yabancı gülüşlere sarfedilmiştir. oysa ne vardır, aynı anda, aynı zamanlarda, birbirinize seni seviyorum diyebilmek, çok mu geç kalınmıştır acaba..

kenarında köşesinden geberten bir hüzün, bir anda sizi bulutlara çıkaran mutlumsu hava vardır eylül akşamında. midemize sağ ve sol kroşeler inerken, belki o da burda diye tuhaf tesadüfleri düşler, ılık eylül akşamlarını güze çeviren bu darmadağın eden şarkıyla nutkumuz tutulur. üzülsekse, acısa da evcilleştirdiğimi yanlarımız; bülent ortaçgil bu şarkıda aşkı en güzel ve en duygulu haliyle fısıldamayı başarmıştır.  yürek ağrısı yaptığı için dinlenemeyen şarkılardan..ben yine de o ağrıya varım diyenler, açık pencelerinizi kapatın lütfen.




biraz müzik lütfen