iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

20 Kasım 2010 Cumartesi

sevgiliyi gittiği yönde kaybolana dek izlemek


en masum, en heyecanlı zaman uzatma eylemlerinin gerçekleştirildiği akvitedir..

sevgiliyi evine ya da herhangi bir gideceği yere bırakmak üzere yola çıkarsınız. attığınız her adımdan sonra, gideceği yeri hissettiğinizden, o ayrılış mahalline yaklaştığınız her bir an yüreciğinizden bir şeyler kopar. evet, bir kez daha göreceğini bilirsiniz; ama gönül bu, dayanamaz. her vedalaşma, sizin için ayrı bir hüzündür. her zamanki beklediğiniz köşede vedalaşma sahnesi yaşanır. öpücüklerin ve öğütlerin sonu gelmez, gelmesini de istemezsiniz zaten.

dikkat et sevgilim olur mu, yemeğini yemeyi unutma, ilaçlarını iç, bak dik..

derken vakit tamamdır, gitme vakti gelmiş de geçiyordur. sevgili size son buseyi usulca dokundurduktan sonra olay mahallinden hüzünlüce akmaya başlar. onun her bir adımı sizin cehenneme gittiğinizi hissettiren acı dolu bir andır. arkasından bakıp, masumane bir tavırla kaybolana dek izlemek, geri gelir mi acaba diye ümitlenip, dönüp dönüp bakmasına içlenmek, sonra siz bundan bir kaç dakika öncesini düşünürken kayboluşunu izlemek, heyecan ve müthiş bir hüzünle karışık trajik bir olaydır. keşke gelsindir;ama gelemezdir. buralar gitsindir; ama o gitmesindir. ve daha sonra;

sevgilinin önce gövdesi, sonra bacası, en son da dumanı gözden kaybolur..
bir masal perisi gibi düşlere karışır..  sözys-selimciğim bilmem ney


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

biraz müzik lütfen