iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

iyi günler, nasılsınız, bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız ?

20 Kasım 2010 Cumartesi

gel bak bir elimde gökyüzü var hala ! / sözys


sabah sabah beni günahlara zorlayan, şu aydınlık günümü karanlıklara boğan feridun düzağaç parçası. lan kendimi açık bir pencereden boşluğa mı bıraksam; yemedi, etraftaki cam kırıklarıyla bileklerimi mi parçalasam; yok erkekliğime yediremedim, kutularca alkol alıp, sabahı herhangi bir yerin herhangi bir bankında bertaraf bir şekilde mi karşılasam bilemedim. az çok müzik hakkında mürekkep yalamışlığım var; ancak bu şarkı öyle bir kalitede ki; hakkında yorumlar sunup, değerlendirmelerde bulunma şerefine ben nail olamam. ha ancak içerimde yarattığı psikolojik bunalımlardan bahsedip, " aman sakın siz yapmayın " gibilerinden uyarılarda bulunabilirim;

hani mutlu gibi gözüküp hüzün veren şarkılar olur ya; işte feridun düzağaç'ın " beni bırakma " parçası da buna örnek teşkil edebilecek cinsten. şarkının introsundan " aha şimdi eğlencelik bir feridun abi şarkısı geliyor " diye beklerken, "belki güneş bir gün bizim için doğar" cümlesiyle beraber ince bir silkelenme yaşıyorsun. daha bu sözle beraber bütün hayati reeksiyonların darmadağan oluyor ve akıp giden diğer melodiyle birlikte acı veren satırlar kulağında yankılanıyor:

"kimse kimsenin herşeyi olamaz-mış (!) " aşk olsun be feridun abi, biz ne güzel birbirimizi kandırıyorduk, ne gereği var polyannacılıktan uyandırmanın, değil mi ama ?

"di-li geçmişten tek yaramsın sen" nasıl bir cümledir bu yarabbim; neresinden yakalasan acı, neresinden baksan geçmiş çalkantılarının hüznü geliyor aklına; üzülüyorsun, eski yaraların depreşiyor, bu sözle beraber geçmiş acılarına bir tuz da feridun abi bandırıyor, iyi mi..

sonrasında " bir elimde gökyüzü var hala " diyor feridun düzağaç. oradaki " hala " sözüne dikkat ama ! haklı tabi, bu kadar acıya rağmen, bu kadar parçalanışa rağmen " hala " demek, ayakta kalabilmek, büyük bir onur. e bir elimde gökyüzü var hala, peki diğerinde diyorsun; 

"diğerinde kayıp giden yıldızlar." 

olmadı burası işte. bir yanda umut, diğer yanda korkular. burada aklıma " istersen hiç başlamasın " şiiri geliyor; çünkü sonunda yine bir acının çıkageleceğini hissediyorsun. varsın başlamasın, bu sefer de kalbim parçalanmasın istiyorsun, ama nafile işte; o masal günü gelinceye kadar susuyorsun. işte sen bu hayıflanmalarla şarkıda perem perem olmuşken, nakarat kısmındaki " lala lala.." nidasıyla beraber biraz olsun içine mutluluk düşüyor. bakın efendim, buradaki " lala lala " nidası herhangi bir haykırıştan ibaret değildir, utanmasam bunu başlığa taşır, ayrı birçözümleme yaparım. yani o kadar büyük bir anlam taşıyor şarkıda. ki arada bir " lala lala" çekmese feridun abi, mutlaka kendimi camdan aşşağı atarım şerefsizim. o kadar hüznün ardından, bir an da elinden tutuyor bu nida. yani şarkıdaki tek bir notadan tut, bütün sözcüklerle beraber; hepsi özellikle tasarlanıp hayata geçirilmiş gibi. sanki feridun abi " dur lan ben bir şarkı yapayım, millet dinlesin dinlesin intihar etsin " gibi bir istek söz konusu. canın sağolsun be feridun abicim, ölümümüz senin şarkılarınla olsun ne var.

sonuç olarak bu şarkının girişiyle beraber darmadağan olan hayatın sabahında, " neredeyim ben " haykırışlarıyla kendini bir yerde buluyorsun. dün geceden aklında kalan tek şey " laa laa" iniltileri sadece. bir şarkıyla, bir sözle, birnotayla beraber, bilinçaltının derinliklerinde kalan acılarınla yüzleşiyor,geçmiş yaralarına tuz basıyorsun. 

aşk olsun feridun abi sana, aşk olsun. biz yıllarca kendimizi kandıraraktan, baştan sonra siyah çizgilerin içinde küçücük mavilerimizi kovalayaraktan geçinip gidiyorduk. oldu mu şimdi yalanımızı çıkarmak, kendi kandırıkçılığımızıdeşifre etmek, oldu mu ? ne sen bu şarkıyı yazmış ol, ne de ben duyup perişan olmuş, olur mu.. yine de biz hiç bir şeyden haberdar değilmiş gibi ısmarlanmış aşklarımıza devam edelim, yoksa böyle geçer mi dünya, geçer mi feridun abi söyle ?

son olarak kendisinden arzum: acaba kendisine sözlük accountumu versem, bu zat-ı muhterem de feridun düzağaç kimliğinden çıkıp, herhangi bir yazar olarak bu şarkı için bir şeyler döktürse acaba uygun olur mu? eğer bu saçmalıklarımı okuyorsa bu isteğime kulak verir de, bizim için bir şeyler karalar mı ? yoksa burada çıldıracağım ben, bu şarkıyı bizi öldürmek için mi yazdın abi ?

illa ki edit: rahat uyu cemal süreya, rahat uyu özdemir asaf; arkanda kolları acı dolu imgelerle yüklü koskoca bir edebiyat kaçkını var (!)

sözys- selimciğim bilmem ney


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

biraz müzik lütfen